GRİZU SADECE TÜRKİYEDE Mİ PATLAR?

Prof. Dr. Mahmut Bozan
BAKAD Başkanı
Bartın’ın Amasra ilçesindeki kömür ocağında 15 Ekim 2022 tarihinde meydana gelen grizu patlaması sonucu 41 madencinin ölümü üzerine dikkatler maden ocaklarında yaşanan kazalara ve grizu patlamalarına çevrildi. Bu can yakıcı ve elim kazaların neden önü alınamıyor, gelişmiş ülkelerde de kömür ve diğer madenler çıkarılırken neden bizdeki kadar ölüm olmuyor, grizu sadece Türkiye’de mi patlıyor şeklinde sorulara cevap aranmaya başlandı. Biz de önce grizunun ne olduğunu kısaca açıklayarak konuyu ele alalım. Fransızcadan dilimize geçen grizu, metanla havanın karışımını ifade eden bir gaz ihtilatıdır. Yeraltı çalışmalarında patlayıcı ortama zemin hazırlayacak miktarda metan gazı çıkma ihtimalinin olduğu yerler ise grizulu alan olarak tarif edilmektedir. Renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gaz olan metan, yeterli miktarda oksijenin, patlayıcı gazın (CH4) % 4’ün üzerine çıkması ve bir tutuşturucu kaynağı ile teması sonucunda gerçekleşmekte ve şiddetli patlamalara yol açmaktadır. Mamafih madencilik sektöründeki teknolojik gelişmeler grizu patlamalarının sebep olduğu ölüm ve yaralanmaları asgari seviyelere indirmiş durumdadır.
Kömür çok eski ve en temel enerji kaynaklarından biridir. Elbette kendi kaynaklarımızı kullanarak enerjide önemli bir yer tutan kömürde dışa bağımlılığı asgariye indirmek zaruridir. Dünyada kömür istihsali ile ilgili genel duruma bakıldığında Türkiye’nin kömür üretiminde 11. sırada yer aldığı görülür. Tablo 1’de de görüldüğü üzere 2020 yılı itibariyle Türkiye’de 708.000.000 ton kömür çıkarılmıştır.
Tablo 1: Dünya Kömür İstihsali Ülke Sıralaması (Milyon Ton)
| Sıra | Ülke | 2020 | 2019 | 2018 | 2017 | 2016 | 2015 | 2014 | 2013 |
| 1. | Çin | 3,902.0 | 3,846.3 | 3,697.7 | 3,523.2 | 3,411.0 | 3,747.0 | 3,874.0 | 3,974.3 |
| 2. | Hindistan | 756.5 | 753.9 | 760.4 | 716.0 | 692.4 | 677.5 | 648.1 | 608.5 |
| 3. | Endonezya | 562.5 | 616.1 | 557.8 | 461.0 | 434.0 | 392.0 | 458.0 | 474.6 |
| 4. | ABD | 484.7 | 640.8 | 686.0 | 702.3 | 660.6 | 812.8 | 906.9 | 893.4 |
| 5. | Avustralya | 476.7 | 504.1 | 502.0 | 481.3 | 492.8 | 484.5 | 503.2 | 472.8 |
| 6. | Rusya | 399.8 | 440.9 | 441.6 | 411.2 | 385.4 | 373.3 | 357.6 | 355.2 |
| 7. | Güney Afrika | 248.3 | 258.4 | 250.0 | 252.3 | 251.2 | 252.1 | 260.5 | 256.3 |
| 8. | Kazakistan | 113.2 | 115.0 | 118.5 | 111.1 | 102.4 | 106.5 | 108.7 | 119.6 |
| 9. | Almanya | 107.4 | 131.3 | 168.8 | 175.1 | 176.1 | 183.3 | 185.8 | 190.6 |
| 10. | Polonya | 100.7 | 112.4 | 122.4 | 127.1 | 131.1 | 135.5 | 137.1 | 142.9 |
| 11. | Türkiye | 70.8 | 87.1 | 83.9 | 99.8 | 70.6 | 58.4 | 65.2 | 60.4 |
Kaynak: Statistical Review of World Energy 2021, 70th edition.
Türkiye kömür üretimi açısından önemli bir yerde olmakla birlikte, kömür istihsalindeki kaza oranlarında da maalesef ön sıralarda bulunmaktadır. Bizden çok daha fazla kömür üreten ülkelerle mukayese edildiğinde onlardan çok fazla can kaybı ve yaralanma yaşanmaktadır.
Maden kazaları ve bu kazalarda yaşanan can kayıplarının son yıllarda gelişen teknoloji ve maden çıkarmada kullanılan yeni teknikler ve kazalara karşı geliştirilen tedbirler sayesinde giderek azaldığı görülmektedir. Aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere son 40 yılda maden kazalarındaki ölen madenci sayısının yüzbin kişi başına 200’lerden 30’lu sayılara gerilediği görülmektedir.
Grafik 1: Yıllara Göre Dünyada Madenci Ölümlerinin Sayısı ve Oranı (1983 – 2021)

Kaynak: https://wwwn.cdc.gov/NIOSH-Mining/MMWC/Fatality/NumberAndRate
İş kazaları üzerinden konuyu daraltarak ABD, Polonya ve Türkiye’deki iş kazası sayılarına bakılacak olursa Türkiye’nin yine kabul edilemez bir noktada olduğu görülür. Grafik 2’de 2010-2019 yılları arasında iş kazası geçiren madenci sayıları verilmektedir. ABD ve Polonya’da yıllar içinde bir iyileştirme olduğu görülürken Türkiye’de dalgalı bir seyir ve artma müşahade edilmektedir.
Grafik 2: Türkiye, ABD ve Polonya İş Kazası Geçiren Madenci Sayıları (2010-1019)

Kaynak: TMMOB (2021). Madencilikte Yaşanan İş Kazaları Raporu, s.14.
Eğer ölüm oranlarına bakılacak olursa durumun daha da vahim olduğu ortaya çıkar. Grafik 3’de Türkiye, ABD, Avustralya, Ukrayna ve Polonya’da 2010-2019 yılları arasında hayatını kaybeden madenci sayıları görülmektedir.
Grafik 3: Türkiye, ABD, Avustralya, Ukrayna Ve Polonya’da Yaşanan Madenci Ölüm Sayıları (2010-2019)

Kaynak: TMMOB (2021). Madencilikte Yaşanan İş Kazaları Raporu, s. 16
Tüm bu veriler Türkiye’de yanlış giden bir şeyler olduğunu açıkça göstermektedir. Konunun uzmanları mevzuat açısından bir eksiklik olmadığını fakat icraat noktasında ciddi noksanlıkların olduğunu ifade etmektedirler. Ayrıca denetim, hesap sorma, hesap verme, cezaların caydırıcılığı hususlarında da eksiklikler bulunmaktadır.
Dünya genelinden Türkiye özeline indiğimizde Cumhuriyet dönemine ait sağlıklı istatistiki verilere ulaşılamadığını, ancak 1941 yılından bu yana 3 binden fazla insanın maden kazalarında öldüğünü söyleyebiliriz. Madenlerde en çok görülen kaza sebepleri arasında grizu patlamaları başı çekmektedir. Tablo 2’de 1983’den günümüze yaşanan maden kazalarının listesi görülmektedir.
Tablo 2: Türkiye’de Maden Kazaları ve Grizu Patlaması İle Ölen Madenci Sayısı
| Yıl | Yer | Ölü |
| 1983 | Zonguldak/Armutçuk | 103 |
| 1983 | Zonguldak/Kozlu | 10 |
| 1983 | Karaman/Ermenek | 12 |
| 1986 | Erzurum/Oltu | 6 |
| 1988 | Kütahya/Gediz | 6 |
| 1990 | Amasya/Yeniçeltek | 68 |
| 1992 | Zonguldak/Kozlu | 263 |
| 1995 | Yozgat/Sorun | 40 |
| 1996 | Çankırı/Yapraklı | 5 |
| 2003 | Erzurum/Aşkale | 7 |
| 2003 | Karaman/Ermenek | 10 |
| 2005 | Kütahya/Gediz | 18 |
| 2007 | Balıkesir/Dursunbey | 17 |
| 2009 | Bursa/Mustafakemalpaşa | 19 |
| 2010 | Balıkesir/Dursunbey | 17 |
| 2010 | Zonguldak | 30 |
| 2013 | Zonguldak/Kozlu | 8 |
| 2014 | Muğla/Soma | 301 |
| 2022 | Bartın/Amasra | 41 |
Kaynak: Resmi raporlardan derlenmiştir.
Türkiye, maden kazaları sonucu yaşanan ölümlerde dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Her kazadan sonra yoğun tartışmalar yapılmakta, ancak hiçbir iyileştirme yapılmadan günler geçirilmekte, bir sonraki kazada “ucu nereye kadar varırsa..” iddialı davalar açılmakta, soruşturmalar yapılmakta ama için ucu bir türlü bulunamamakta, sonuç hiç değişmemektedir. Amasra’da yaşanan maden kazasında da değişen bir şey olmayacaktır. Bir hafta sonra konu unutulmaya bırakılacak, önceki maden kazalarında akıbet ne olduysa burada da aynısı olacaktır. Çünkü meseleye yaklaşım tarzı sonucun nasıl olacağını ortaya koymaktadır.
Sonucu değiştirmeyen tartışmalar bıkkınlık vermekte, hele maden kazalarındaki ölümlerin sorumluluğunu kadere yükleyerek kurtulma kolaycılığı pes dedirtmektedir. Temel iman esaslarından olan kader meselesi artık tüm suçluların cankurtaran simidine dönüşmüş durumdadır. Katili, cânisi, hırsızı-uğursuzu sözüm ona hep “kader mahkûmudur.” Kendisi mâsumdur! Acaba bu iddiaların gerçekle bir alâkası var mıdır? Bu konuya kısa bir açıklama getirerek mevzuyu sonlandırmak isterim.
İşin özü şudur. Kadere iman, herşeyin ilm-i İlahi dahilinde olduğuna, hayır ve şerrin Allah’ın yaratması ile olduğuna, iman demektir. Peki, Allah hayrı yaratıyor, ama şerri niye yaratıyor? Şer olarak gördüğümüz şeylerin yaratılması şer midir? Bu konuyu merak edenlerin Said Nursi’nin Kader Risalesini ve onun bir nevi izahı hükmünde olan merhum Mehmed Kırkıncı’nın Kader Nedir isimli kitabını okumalarını tavsiye ederim. Bu kitaplara internetten kolayca ulaşılabilir. Konuyu kısaca özetlemek gerekirse anahtar kelime “halk-ı şer, şer değil; kesb-i şer, şerdir.” Yani Allah’ın yarattığı (biz hayır olarak veya şer olarak görelim) her şey; kömür olsun, gaz olsun, maden olsun, ateş olsun, su olsun, her ne olursa olsun varlığı ve yaratılışı hayırdır. Ancak varlıkların insan hayatını tehdit edecek ve ölüme yol açacak şekilde kullanılması şerdir. Mesela ateş ve su insanlığın istifade ettiği en değerli nesneler iken insan kaynaklı hatalardan meydana gelen sel felaketi veya yangın afeti birer şerdir ve adresi de insandır. Binaenaleyh madencilikte ortaya çıkan grizu felaketleri de insan hatasının bir neticesidir, mes’ulü de insanlar ve sorumlu kişilerdir. Ancak “güç yetmez, takat getirilemez” çaptaki insan gücünü aşan zelzele, kasırga, tayfun, tusunami, volkan patlaması vb. gibi her türlü kazada beşer olarak elden gelen yapıldıktan, gerekli tedbirler alındıktan sonra kadere boyun bükmekten başka çare de yoktur. Zaten bu hususta tüm ülkeler eşit duruma gelmekte, kimseye de bir şey söylenmemektedir. Bu ince nokta gözden kaçırıldığında tartışma yanlış yerlere gitmekte ve kaza-bela hususunda ülkemiz liste başı olmaktan kurtulamamaktadır. Hülasa “deveyi sağlam kazığa bağlamadan tevekkül etmek” doğru değildir. Kul cüzi iradesiyle, güç ve takati yettiğince gerekli tedbirleri alacak, sonra külli iradeye yani iradeyi İlahiye tevekkül ile teslimiyet gösterecektir.


