Bakad

  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • HAKKIMIZDA
    • YÖNETİM
    • MİSYON
    • VİZYON
    • DEĞERLER
  • AKADEMİK BAKIŞ
  • DERGİLER
    • Uluslararası Batı Karadeniz Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi (USOBED)
    • Uluslararası Batı Karadeniz Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi (UMÜFED)
  • BAKAD YAYINEVİ
  • HABERLER
    • HABERLER
    • KONFERANS
    • SEMPOZYUM
    • PANEL
    • SEMİNER
  • İLETİŞİM
  • Ankara Web Tasarım
  • akademik bakış
  • KÜRESEL KRİZLERE KUR’ÂNİ ÇÖZÜMLER SEMPOZYUMU
6 Ekim 2026

KÜRESEL KRİZLERE KUR’ÂNİ ÇÖZÜMLER SEMPOZYUMU

KÜRESEL KRİZLERE KUR’ÂNİ ÇÖZÜMLER SEMPOZYUMU

by mahmut bozan / Pazartesi, 05 Ekim 2026 / Published in akademik bakış, anasayfa, Genel, haberler

Prof. Dr. Mahmut BOZAN

Son birkaç aydır gündemden hiç inmeyen yolsuzluk ve dolandırıcılık haberleri arasında bir düşünce molası verir gibi 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu İstanbul’da başladı. “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” bulmayı amaçlayan sempozyum üç gün sürecek, 67 oturum yapılacak ve 262 tebliğ sunulacak. Sempozyumun ana başlıklarına bakıldığında “Yeni dünya düzeninde medeniyet tasavvuru” fikri öne çıkarılmış. Alt başlıklarına bakıldığında “Kur’an’ın evrensel barış mesajı, Kur’an’da insan hak ve özgürlükleri, Risale-i Nur’da Kur’an merkezli adalet ve medeniyet anlayışı, Tarihi süreçte medeniyetler ve tecrübeleri ile İttihad-ı İslâm düşüncesi” konuları dikkati çekiyor. İkinci ana başlıkta “Vahiy merkezli toplum ve aile inşası” teması ile küresel seviyede çöküş yaşayan toplum ve aile yapısı tartışmaya açılmış, üçüncü ana başlıkta ise “Modern çağın mânevi ve sosyal meseleleri” ile tekrar küresel alana yönelinmiş, bu başlıkta birbirinden çok farklı konular bir araya getirilerek tematik yaklaşım terkedilmiş. Burada iştiraki genişletmeye yönelik bir tercih yapılırken sempozyum odağı maalesef zayıflatılmış.[1]

Ancak bugünkü açılış konuşmaları ile forumdaki konuşmalar sempozyumun amaçlarını ortaya koyacak nitelikteydi. Özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz alana olan vukufiyetini ortaya koyarken içten ve samimi bir dil kullandı. Cevdet Yılmaz, emperyalist güçlerin bölge üzerindeki oyunlarına dikkat çekerek terörsüz bir Türkiye ve bölge hedeflediklerini, bunun için sadece haklı olmanın yetmediğini, aynı zamanda güçlü de olmak gerektiğini ifade ile Bediüzzaman’ın “bizim düşmanımız cehalet, zaruret (fakirlik) ve ihtilaftır, bu üç düşmana karşı eğitim, iktisadi güç ve ittihat yani İslâm dünyasının birliği ile karşı koyacağız” sözünün bugün de geçerli olduğunu söyledi. Ayrıca Bediüzzaman’ı vitrine koyarak arkasında kendi amaçlarını gerçekleştirmek isteyenlere dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği tebrik mesajı da Devletimizin bu organizasyona olan desteğini açık bir şekilde ortaya koyuyordu. Bu destekten hoşnut olmayan, zihni soğuk savaş dönemine takılı kalmış bazı hizipçi grupçukların “boylarını aşan” ifadelerini artık kimsenin ciddiye almadığını da ifade etmek gerekir. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “maddi anlamda gelişme olarak addedilen pek çok yeniliğin fıtrata ve tabiata kasteder hale geldiğini; hukuku, ahlâkı ve insan haysiyetini hiçe sayan yaklaşımların yeryüzünde hayatı yaşanmaz hale getirdiğini” ifade ile ittihad-ı İslâm’ın bir zaruret olduğunu söyledi.

Açılış konuşmasında söz alan Bilal Erdoğan da benzer hususlara dikkati çekerek Gazze’de yaşanan Siyonist vahşetin İslâm dünyasının birlik olmamasından kaynaklandığını ifade etti. Konuşmacılar içinde “içeriden bir ses” olarak Fevzi Allahverdi’nin hitabı da bir dönemi özetler mahiyetteydi.

Forum konuşmacılarından Dr. İhsan Şenocak “tecdit” meselesine dikkati çekerek Bediüzzaman’ın da tıpkı İmam Gazali’nin kendi döneminde İslâm’a yapılan saldırıları önlediği ve ihya hareketine giriştiği gibi günümüzde İslâm’a ve iman hakikatlerine yapılan saldırıları bertaraf edecek eserler ortaya koyduğunu ve bunda muvaffak olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise Bediüzzaman Said Nursî’nin fikirlerinin akıl ile kalbi birlikte çalıştırdığını, çağın sorularına yeni yöntemlerle cevap vererek bir tecdit (yenilenme) ve ilm-i kelam hareketi oluşturduğunu belirtti. Bediüzzaman’ın geniş kitleler üzerinde kalıcı etkiler bırakmasının temelinde şahsi çıkarsızlık, samimi ihlas, istiğna ve müsbet hareket anlayışının yer aldığını dile getirerek hayatı boyunca kimseden hediye bile olsa hiçbir şey almadığını ifade etti.

Özetlemek gerekirse bugünkü program oldukça verimli ve başarılıydı. Salon ve üst katların dolu olması bir sempozyum için en çok istenilen ve maalesef günümüzde pek de sağlanamayan bir durumdur. Sunucular kadar dinleyiciler de sempozyumla ilgili ve takipçi vaziyetindeydi. Konuşmalara verilen alkışlı cevaplar salonun “diri” olduğunu gösteriyordu.

Küresel hadiseleri ve vahşetleri bir kenar bırakırsak ülkemizde son birkaç ayda yaşanan müessif olaylar gerçekten ahlâki bir çözülüşün mevcudiyetini açıkça göstermektedir. Belediyelerde yaşanan yolsuzluklar, Ahbap Derneği’nin depremi istismar ederek halktan çaldığı milyonlarla ifade edilen paralar, çiftçinin, köylünün üretimine el koyan, tarlada sekiz liraya alıp, halka seksen liraya satan aracılar, tefeciler ve nihayet patlak veren fon dolandırıcılığı.. Kamu kurumlarının görevlerini yapmadaki âcizliği veya beceriksizliği veya birtakım memurların suç ortaklığı. Her birisi başlı başına üzerinde durulması gereken ahlâki çürüme örnekleridir ve hepsinin temelinde de inanç fukaralığı ve ahlâki yozlaşma yatmaktadır. Yapılması gereken kısa, orta ve uzun vadede çok iş olmakla beraber özet olarak şunu söyleyebiliriz. Her kedi ciğer yer, en azından yeme ihtimali her zaman vardır. İdarecilerin vazifesi ciğeri kediden uzak tutmaktır. Bunun tedbirlerini almak, işi kedinin insaf ve keyfine bırakmamaktır. Eğer kedi ciğeri yerse, evvela ciğerden sorumlu olan ciğercinin hesabını görmek, kediye de tabiri caizse ibreti âlem olacak şekilde o ciğeri “kusturmak” farz olmalıdır. Gerisi laf-ı güzaftır.


[1] Şimdiye kadar 12 kere tekrarlanan bir sempozyumun daha profesyonelce plânlanması gerekirdi. Mesela küresel krizleri ana tema yapan bir sempozyumun ne düzenleme kurulunda ne de bilim kurulunda bir tane bile siyaset bilimi ve kamu yönetimi gibi bu alanın öncelikli uzmanlarının isimlerine rastlanılmamaktadır. İsteyen kontrol edebilir. Kurullarında alan uzmanlarının en azından önemli bir kısmının bulunmadığı sempozyumda tebliğlerin neye göre seçildiği, bildiri kalitesi ve tematik insicamın nasıl sağlandığı hususları soru işaretleri doğurmaktadır. Bildirileri henüz görmemekle beraber başlıklarına bakıldığında politika yapıcıların önüne alternatif önerilerin getirilmesinde sıkıntılar olacağı anlaşılmaktadır. Önerimiz, emanetin ehline verilmesi, Safiye’nin kafiyeye feda edilmemesi, bundan sonra yapılması düşünülen sempozyumların daha tematik ve özgün olması için kurul ve komisyonların teşkilinde alan uzmanlarına yer verilmesi gerekir.

  • Tweet

About mahmut bozan

Başka ne okumak istersiniz?

PUTİN YİNE SAHNEDE
..VE TRUMP GERİ DÖNDÜ
TÜRKİYE’DE HAYAT NEDEN PAHALANIYOR?
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
  • AKADEMİK BAKIŞ
  • DERGİLER
  • BAKAD YAYINEVİ
  • HABERLER
  • İLETİŞİM

BİZE ULAŞIN

  • 0 378 228 18 77
  • bakad74@gmail.com
  • http//www.bakad.org.tr

BAĞLANTILAR

Telif Hakkı © 2021 İzmir Web Tasarım İzmir Web Tasarım Tüm hakları saklıdır.

Batı Karadeniz Akademisyenler Derneği Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım & Kodlama ♥  Web Tasarım ©

ÜST Web Tasarım