
Gurbaçov ve Trump; Benzeşen liderler.
Prof. Dr. Mahmut BOZAN
ABD Başkanı Donal Trump’ın yaptıklarını düşündükçe aklıma hep SSCB’nin son devlet başkanı Mihail Gorbaçov[1] geliyordu. Bunu derslerde talebelerimle de paylaşıyor, “bunu unutmayın” diyordum. Meseleyi BAKAD sayfasına taşımada biraz geciktim. Bu arada fikrimi arama motorları üzerinden yokladığımda yalnız olmadığımı gördüm. Meğer pek çok kişinin kafasında Trump ismi Gorbaçov’u tedai ettiriyormuş. Temsilde hata olmaz, “iti an, sopayı hazırla!” lafı boşuna söylenmemiş. Zira birini anmak hep diğerini hatıra getiriyor.
Peki, neden böyle bir çağırışım var? Önce SSCB’ye bakalım. Zahirde komünist Rusya gücünün zirvesindeydi, “soğuk savaş” döneminin ikili kutbundan birisinin başıydı ve yayılmacı bir siyaset takip ediyordu. Hatta Afganistan’ı işgal etmişti. Ancak içten içe çürüyordu. Temel hak ve hürriyetlerden mahrum ve ancak “yoklukta eşitliğin” var olduğu SSCB’de insanlar kendilerinin dünya ile nasıl bir farklılık yaşadıklarını görüyorlardı. Hususan Berlin Duvarı’nın doğu yakasındakiler kadar bir dönem orada KGB ajanı olarak vazife yapan ve daha sonra yaşadıklarını anlatan Vladimir Putin de görüyordu. Rus Komünist Partisi ve Politbüro da işin farkındaydı. İşte bu gidişi durdurmak için merkezi plânlamacı komünist modelde reforma ihtiyaç vardı. Mihail Gorbaçov da bunu yaptı. Meşhur Perestroyka (yeniden yapılanma) ve Glasnost (açıklık/şeffaflık) reformları ile çıkılan yol, SSCB’yi dağılmaktan kurtaramadı. 1991 yılında SSCB hızlı bir çöküş yaşadı fakat akıllı bir plânlama ile 14 ülkeyi dışarıda bırakarak parçalanmaktan ve atomize olmaktan kurtuldu, üstelik SSCB’nin siyasi varisi oldu.[2]
SSCB’de Türk dünyasının önünün açılmasından korkan ABD ve müttefikleri Boris Yeltsin’e güçlü destekler sağlasalar da başta Çeçenistan, Dağıstan ve Tataristan olarak özerk cumhuriyetlerin istiklâliyet çabasını engelleyemediler. Ta ki, “sarhoş Yeltsin”i alaşağı edip yerine Putin’i getirinceye kadar. Putin’in Çeçenistan’ı vahşi bir şekilde yıkması ve Rus anayasasından özerk cumhuriyetlerin istiklâliyet hakkını kaldırması ile Rusya yeniden toparlanma imkânı buldu. Bakalım bu toparlanma ne kadar zaman devam edebilecek?
SSCB’nin dağılmasından sonra “zafer naraları atan” ABD kısa bir müddet de olsa “tek kutuplu” dünya şımarıklığını yaşadı. Hatta Japon asıllı bir akademisyen olan Francis Fukuyama “Tarihin Sonu ve Son İnsan” isimli kitabıyla Batı liberal demokrasisinin yükselerek insanlığın ideolojik evriminin son noktasına ulaştığını bile iddia etmişti. Ancak işin hakikatinin öyle olmadığı kısa zamanda anlaşıldı. İkinci Dünya Harbi sonrası dünya gayri safi hasılasının yarısını üreten ABD artık sadece dörtte birini üretebiliyordu. Üstelik teknoloji tekeli de kırılmış, Çin, Japonya ve Almanya gibi iktisadi güç odakları ortaya çıkmıştı. Artık Bretton Woods sistemi de ABD’yi taşıyamıyordu.[3] Ancak varlığını iç savaş ve kriz çıkarma ve arkasından silah satma ve sözüm ona barış masaları kurma şeklinde bir kaos stratejisine bağlayan ABD, “Büyük Ortadoğu Projesi” adıyla dünya enerji kaynaklarının yaklaşık üçte ikisini elinde tutan İslâm dünyasını ve Müslümanları hedef aldı. ABD’nin gücünü kendi menfaatleri için kullanma siyaseti güden İsrail ve Siyonist hareket kendisi gibi ABD’yi de batağa çekmeyi başardı. Özellikle Trump’ın başkan seçilmesiyle ABD İsrail’in dümen suyuna girdi veya Epstain dosyalarındaki çocuklara tecavüz kayıtlarının şantajıyla mecbur edildi. İsrail’in “arzı mev’ud/vaadedilmiş topraklar” siyasetinin ilk adımında Filistin yok edilmeye çalışılırken ikinci adımında da İran ve vekil güçlerinin vurulması hedefleniyordu. Venezuel’a da kolay yoldan bir zafer elde eden Trump’ın İran için ikna edilmesi zor olmadı. Cumhurbaşkanı ve hariciye vekili dışında Dini Lider Hamaney başta olmak üzere neredeyse devletin tüm tepe yöneticilerinin bir hamlede öldürülmesi Trump’ı coşturmuştu. Ancak harbin sonraki safahatında İran’ın direnme gücü kendisini göstermeye başladı. Ayrıca uluslararası kamuoyu İsrail’in şirretliğinden ve ABD’nin hukuk tanımaz eşkıyalığından rahatsız olmaya ve açık tavır koymaya başladı. Trump’ın NATO’yu devreye sokma çabaları fayda vermediği gibi Katolik Hristiyanlar da başta Papa olmak üzere Meksika, Brezilya, İspanya ve İtalya da Trump’ın karşısında yer aldılar. Rusya ve Çin ise İran’ı desteklediler. Harbin pahalıya patlaması ile ABD bu işten sıyrılmanın yollarını aramaya başladı. İşte bu kısa hikâye ABD’nin küresel güç olma yarışındaki geri kalmışlığını örtülü olarak ifade eden “Amerika’yı yeniden büyük yapmak (MAGA)” iddiasının çöktüğünü ortaya koyuyordu.
İnişe geçen ABD’nin bundan kurtulması mümkün olabilir mi? Bu noktada zihinler ister istemez Gorbaçov’un SSCB’yi reformlarla dönüştürme gayreti ile bir benzerlik kurmakta, Trump’ın “Amerika’yı yeniden büyük yapma” hülyasının çöküşü hızlandırıcı bir etkiye yol açacağı ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Bu arada ABD’nin içinden MAGA’nın sadece İsrail’i büyük yapmaya (MAGİ) hizmet ettiğine yönelik sert eleştiriler yapılmaktadır.
Özet olarak ifade etmek gerekirse ABD Sovyetleşmekte, 2. Dünya Harbi ile kurulan düzen yıkılmakta, komünizm gibi kapitalizmin de insanlığa huzur getiremeyeceğine olan kanaat bir inanca dönüşmektedir. Batı’nın medeniyet anlayışını ortaya koyan Nazizm, Faşizm, Komünizm gibi Kapitalizmin de bir felaket reçetesi olduğu, teknolojinin parlak ambalajının artık bu gerçeği gizleyemediği ayan beyan ortaya çıkmıştır. Hedefine menfaati koyan, hayatın bir savaş olduğuna inanan, hayat hakkını sadece güçlülere tahsis eden ve zayıfları doğal seleksiyon çöplüğüne atma düşüncesinde olan Batı’nın artık insanlığa sunacağı bir değerler manzumesi kalmamıştır. Ancak insanlık çaresiz değildir. Tarihte menfaat yerine fazileti, güç yerine hakkı, savaş yerine yardımlaşmayı koyan ve ortaya koyduğu iyi uygulama örnekleri ile tecrübe edilmiş bir İslâm medeniyeti gerçeği ortada durmaktadır. Yaşanan acılar insanlık için biraz pahalıya mal olsa da sonuçta bir “huzur asrı” için hâla fırsat kaçırılmış değildir.
[1] Mihail Sergeyeviç Gorbaçov (02.03.1931-30.08.2022), 1985 yılından 1991 yılında ülkenin dağılmasına kadar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin son devlet başkanı olarak görev yapan Rus siyasetçidir.
[2] Bkz. Bozan, Mahmut (2017). Putin, Soljenitsin’in Rusya Projesini Uygulamak İstiyor! BAKAD Günlükleri, s. 37-39. https://www.bakad.org.tr/wp-content/uploads/2025/02/BAKAD_Gunlukleri_-_1.pdf
[3] Bretton Woods sistemi ABD dolarının altına; IMF üyesi ülkelerinin para birimlerinin ise ABD dolarına endeksli olduğu kur sistemidir. Bu sistem 1973 yılında ABD’nin doları altına endeksli olmaktan çıkarmasıyla birlikte çökmüş veya ABD karşılıksız dolar basarak dünyanın kalpazanı olmuştur.



